Berzah, "iki şey arasında bulunan bölge, sınır, köprü ve geçiş yeri” anlamına gelir. Bu manada her tabaka ve bölüm arasında bulunan geçiş bölgesini kapsayan bir anlam genişliğine sahiptir. Istılahta ve din dilinde ise, ölüm ile başlayan ve yeniden dirilme denilen haşre kadar geçen süre ve bu zamanda ruhların bulunduğu yer ve ruhani hayat demektir. Bu sebeple insan ruhu açısından bakıldığı zaman bu hayata “kabir hayatı” denilmektedir. 

Buna göre her insan ölümünden sonra, yani ruhun bedeni terk etmesinden sonra mutlaka “berzah âlemine” yani “kabir hayatına” geçecektir. Bedenin çürümesi ve dağılması, toprağa karışması veya yanarak ve parçalanarak yok olması bu hayatı etkilememektedir. Çünkü bu hayat bedeni ve maddi değil ruhanî bir hayattır. Bu sebeple de âlem-i berzaha “âlem-i ervâh” ve “dâru’l-ervâh” da denilmektedir. Hayat ile ölüm arasında da “rüya âlemi” vardır. Bu âlem maddi âlem ile manevi ve ruhâni âlemler arasındaki berzahı ifade eder. 

 
 
İnsanın ruhlar âleminde yaratılması ile dünyaya gönderilmesi arasında anne karnında geçen zaman bir berzah olduğu gibi, dünyadan ahrete geçmek için ruhun bedenden ayrılması ile tekrar dirilmesine kadar geçen süreye de berzah denilmektedir. Böylece “berzah madde âlemi ile mana ve ruh âlemi arasındaki geçiş ve hazırlık süresi ve bu âlemdeki değişim sürecidir." (Seyid Şerif Cürcânî, Ta’rifât, Kahire-1938, s. 38; Râgıb El-Isfahânî, Müfredât, 56)
 
 
Berzah ifadesi Kur’ân-ı Kerimde üç yerde geçer. Birincisi “iki deniz arasında perde olduğunu ve suların birbirine karışmadığını” ifade eden ayette; (Rahman, 55:10-20) yine “tatlı ve tuzlu suların aralarında bulunan görünmeyen berzah, yani perdenin olduğunu” ifade eden ayette; (Furkan, 25:53) bir de “ölümden sonra ba’s olunduğu güne kadar ruhların kalacağı yeri” ifade eden ayette (Mü’minun, 23:99-100) geçmektedir. Her üç yerde de berzah geçiş bölgesi ve sınır anlamını ifade etmektedir. Bu âlemin kişinin ameline göre kısa ve uzun süreceğini de yüce Allah “Kabirden çağrıldığınız zaman derhal kemâl-i tazimle icabet edeceksiniz ve orada pek az bir zaman kaldığınızı zannedeceksiniz” (İsra, 17:52) ayeti ile sabittir. Böylece berzah âleminin ölümle başlayarak cesetlerin haşrine kadar geçen ruhâni âleme verilen bir isim olduğu anlaşılmaktadır.
 
 
İmanla kabre giren mü’minlerin ruhları bu âlemde rahat ve saadet içinde bulunurlarken, müşriklerin ve günahkâr mü’minler ise azap içinde bulunacaklardır. Âlem-i berzahda ruhların pek çok mertebeleri vardır. (Şah Veliyyulah Dehlevî, Huccetullah’l-Bâliğa, 1:34-36) Nitekim Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Kabir var hiç kimse inkâr edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda üç yoldan başka bir yol yoktur. Birinci yol: O kabir ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. (Buhari, Cenâiz, 68, 87; Müslim, Cennet, 70; Tirmizi, Cenâiz, 70) İkinci yol: Ahireti tasdik eden fakat sefahat ve dalalette gidenlere bir haps-i ebedi ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferit, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Üçüncü yol: ahrete inanmayan ehl-i inkâr ve dalalet için bir idam-ı ebedî kapısıdır” (Sözler, 2004, s. 232) buyurarak bu mertebelere işaret etmiştir.
 
 
Kabir hayatı hayat mertebelerinden biri olup ruhanî bir hayattır. (Bediüzzaman, Mektubat, 2005, s. 18) Peygamberimiz (sav) “Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” (İbn-i Mâce, Züht, 31) buyurmuşlardır. İman ve Salih amel sahipleri kabirde güzel bir hayat geçirirlerken, kâfirler ve günahkârlar cehennemden açılan pencerelerle büyük azap çekeceklerdir. (Taftazanî, Şerhu’l-Akaid, 251; Müslim, İman, 34; Tirmizi, Kıyame, 26) Allah yolunda yapılan her şey bakiye ınkılab ederek bekaya mazhar olacağı gibi âlem-i berzahta da ziyadar, munis birer manzara olarak sahibine fayda sağlarlar. (Sözler, 49)
 
 
Müminlerin ruhları bir derece serbest oldukları için evliyaların ruhları temessül ederek dünyadaki dostlarına görünebilir ve rüyada ehl-i iman ile münasebet kurabilirler. (Mektubat, 18) Bunun pek çok örnekleri vardır. Vefat eden ruhlar ile görüşerek dünyadaki haberleri alabilirler. Kendilerini ziyarete gelenlerin selamlarını alırlar ve dualarını işitirler. (Porf. Kâmil Miras, Tecrid-i Sarih Tercümesi, Diyanet, Ankara-1985, 4:504-505)
 
 
Kabir suali haktır. “Münker ve Nekir” adında meleklerden bir grup insanın dünyaya gönderiliş amacını gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda ölünün ruhuna “Rabbin kimdir?” “Dinin nedir?” “Peygamberin kimdir?” şeklinde sorular sorarlar. (Tecrid-i Sarih, 4:496) Dünyada insan bir makama ve mevkiye gelebilmek veya bir üst eğitime geçebilmek için imtihanlardan geçtiği bir gerçektir. Ahretin yüksek makamlarına geçmek isteyen birinin de dünyada yaratılış amacı olan Rabbini tanımak ve peygamberine itaat ederek dinine uymak konusunda imtihandan geçmesinden daha tabii ve akla uygun bir şey olamaz. Burada insanın meleklerin sorularına cevap vermesi elbette zordur. Dili tutulur ve şaşkınlığından konuşamaz. İşte o zaman dünyada iman ile yaptığı ibadetleri ve iyilikleri gelerek ona yardımcı olurlar. 

Okul Zil Programı

yilsoftzil

9786059223690
logo5

Esma-ül Hüsna

Ziyaretçi İstatistikleri

Bugün57
Dün301
Bu hafta1360
Bu ay4945
Hepsi789277